AB göçü nasıl sınırlandırmayı planlıyor?

Bernd Riegert

AB Sınır Koruma Ajansı Frontex bu yıl Avrupa Birliği’ne (AB) gelen göçmen ve sığınmacıların sayısının artmasını bekliyor. Geçen yıl 330 bin düzensiz göçmen kayıtlara geçirilmişti. Bu, 2016 yılındaki sığınmacı akınından bu yana kaydedilen en yüksek sayı. Frontex, Akdeniz rotası üzerinden İtalya’ya gelenlerin sayısının bu yıl ilkbaharda üç kat artması gibi örneklerden yola çıkarak düzensiz göçte artış olacağını tahmin ediyor.

Bazı AB üyesi ülkeler ve üyelikten ayrılan İngiltere bu nedenle iltica süreci için yasa ve düzenlemelerini sertleştirerek insanları caydırmayı hedefliyor. 

Almanya’da belediyeler şikayetçi

Almanya’da belediyeler, sığınmacıların barınmalarını temin etme ve ülkeye uyum sağlamaları sürecinde kendilerine aşırı görevler yüklendiğinden yakınıyor. AB içindeki iltica başvurularının dörtte biri Almanya’ya yapılıyor. Üstelik Almanya AB içinde coğrafi konumu nedeniyle sığınmacıların ilk geleceği ülke olamayacağı için AB hukukuna göre ilticalarda sorumlu ülke olmamasına rağmen. Federal hükümet ve eyaletler bu nedenle ülkeyi terk etmek zorunda olan göçmenlerin sınır dışı edilmesi ve sınır dışı öncesinde gözaltına alınmasına ilişkin düzenlemelerin sertleştirilmesinde uzlaştı. Ancak İçişleri Bakanı Nancy Faeser, düzensiz göçün zorlaştırılması için örneğin Polonya sınırındaki kontrollerin artırılmasına karşı çıkıyor. Sadece Avusturya sınırında, yani göçmenlerin Balkan rotasının son noktasında birkaç yıldır rastgele kontroller yapılıyor.

Ruanda’da iltica merkezi açılması

Fransa, Avusturya, Hollanda ve İngiltere gibi diğer ülkeler ise farklı yöntemlerle sığınmacı adaylarını caydırmaya çalışıyor.Birleşik Krallık örneğin sığınmacıları Ruanda’ya ya da başvuruları sonuçlanana kadar dev bir gemiye göndermekle tehdit ediyor.

Danimarka Ruanda’da bir iltica merkezi açma planlarında başarısız oldu ama buna rağmen hükümet son yıllarda iltica sürecini çok kısıtlayıcı önlemler aldı. Danimarka Almanya sınırındaki kontrolleri de yıllardır yapıyor. Danimarka’da şu an ayda 180 kişi iltica başvurusunda bulunuyor. Bu rakam geçen yıl ayda 4 bin ila 11 bin iltica başvurusu yapılan Avusturya’ya oranla çok düşük.

Deniz yoluyla Avrupa’ya gelenler

İtalya, Yunanistan, Malta, Kıbrıs ve Hırvatistan ve son dönemlerde Polonya gibi düzensiz göçmenlerin Avrupa’da ilk ayak bastığı ülkeler ise ülkeye girişi mümkün olduğunca zorlaştırmak istiyor.

Örneğin Yunanistan ile Türkiye arasından geçen Meriç Nehri gibi karadaki dış sınırlar kapalı. Geriye tehlikeli deniz yolculukları ya da sahte vize ile uçakla Avrupa’ya geliş seçenekleri kalıyor. Ancak AB içişleri bakanları düzenli olarak “dış sınırlarının korunması” kararı alıyor. İtalya da özel kurtarma gemilerinin sığınmacıları kurtararak karaya çıkarmalarını mümkün olduğunca zorlaştırmaya çalışıyor.

New York Times gazetesi ve insan hakları kuruluşları, Yunan, Hırvat ve Polonya sınır koruma memurlarının sık sık geri itme (pushback) yöntemine başvurduğuna dikkat çekiyor. Bu uygulamada, göçmenler bu ülkelerin sınırlarını geçtikten sonra sığınma başvurusu hakkı tanınmadan geldikleri son ülkeye geri gönderiliyor. İlgili resmi makamlar geri itme yönündeki suçlamaları reddediyor, çünkü bu geri göndermeler Avrupa ve uluslararası hukuka göre yasak.

Macaristan’da neden sığınmacı yok?

Macaristan hükümeti göçe hiçbir biçimde izin vermek istemediği yönünde açıklamalarda bulunuyor. Uygulamada resmi olarak geri itme yapıyor. Macaristan bunu yaparken 2015 yılında çıkardığı Acil Durum Yasası’nı gerekçe gösteriyor. Avrupa’daki mahkemeler bu uygulamayı “hukuka aykırı” şeklinde nitelendiriyor. Budapeşte hükümeti ise bu kararları göz ardı ediyor ve kendi açısından göçmenleri engellemeyi “başarı” olarak nitelendiriyor. Macaristan’da geçen yıl sadece 44 kişi iltica başvurusunda bulundu.

Avrupa Mülteci ve Sürgünler Konseyi’nin (ECRE) rakamlarına göre 150 bin kişi büyük bölümü demir tel örgülerle korunan sınırdan Sırbistan’a götürüldü. Macar hükümetinin bakış açısına göre bu caydırma etkisini gösteriyor. Bu nedenle de hükümet, göçmenlerin AB içinde dağıtılmasını veya göçmen alan ülkelere ek ödemelerin yapılmasını öngören AB sığınmacı hukukuna katılmayı anlamlı bulmuyor.

İtalya’nın Tunus planları 

İtalya sahillerini düzensiz göçe karşı etkin bir biçimde koruyamıyor. 2023 yılının ilk yedi ayında deniz yoluyla İtalya’ya gelen 60 bin göçmenin çoğu yardım kuruluşlarının botlarıyla değil, insan tacirlerinin botlarıyla İtalya limanlarına ulaştı. Bu resmi sayı. Gerçekteki rakamlar ise bilinmiyor. 

İtalya hükümeti bu nedenle Tunus’un göçmenlerin teknelere binmesini engellemesini istiyor. AB Temmuz ayında Tunus’la bir göç mutabakatı imzaladı.Tunus’tan İtalya’ya gelen göçmenlerin sayısı bu yıl on kat arttı.

Tunus ile imzalanan anlaşma, Türkiye ile 2016’da imzalanan mutabakatla Ege’den düzensiz göçü önemli ölçüde kontrol altına alan AB’nin, Akdeniz üzerinden geçişleri de engelleme politikasının ilk somut hamlesini oluşturuyor. Tunus örneğinde Mısır ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkeleriyle de benzer mutabakatlara imza atılması hedefleniyor.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında, “18 Mart mutabakatı” olarak da bilinen göçmen anlaşması 2016’daki Türkiye-AB Zirvesi’nden beri yürürlükte. 2015’te Suriye iç savaşından kaçan yüz binlerce sığınmacının Avrupa’ya gelmesi üzerine Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 18 Mart 2016 tarihinde mülteciler konusunda mutabakata varılmıştı. Bu mutabakat uyarınca, Türkiye daha fazla mali yardım karşılığında, Ege Denizi’ni geçerek yasa dışı yolla Yunanistan’a giren göçmenleri geri almayı kabul etmişti. AB “tüm beklentilerin karşılanması” koşuluyla Türkiye vatandaşlarına vize muafiyeti getirilmesi ve Ankara ile yürütülen üyelik müzakerelerinin hızlandırılması için taahhütte bulunmuştu. Ancak görüşmeler, büyük bir ilerleme kaydedilemeden tıkanmıştı.

 

Libya üzerinden İtalya’ya gidenler

Libya üzerinden İtalya’ya gelinmesi ise Libya sahil güvenliğinin sıkı uygulamaları nedeniyle giderek cazibesini yitiriyor. AB Libya ile göçün engellenmesi için bir anlaşma sağladı. Libya ya da Tunus üzerinden İtalya’ya gelen göçmenlerin çoğu kuzeye doğru gidiyor. Sadece birkaç bini İtalya’ya iltica başvurusunda bulunuyor.

Polonya göçü engellemek istiyor

Polonya’da halihazırda göç konusu seçim kampanyalarında en fazla gündeme gelen konulardan biri. İktidardaki ulusal muhafazakâr PiS partisi iltica başvuruları çok düşük olmasına rağmen göçü engellemek ve Polonya’yı “korumak” istiyor. Avrupa Birliği İstatistik Dairesi Eurostat’ın verilerine göre bu yılın ilk altı ayında 2 bin 785 kişi Polonya’ya iltica başvurusunda bulundu. 38 milyon nüfusa sahip ülke için bu rakam oldukça az. Buna rağmen Polonya Başbakanı Mateusz Morawicki AB’nin ortak iltica politikası belirlenmesi için uzun vadeli reformlar yapılması planlarına karşı çıkıyor. Belarus sınırına tel örgü çekildi. Başbakan Morawicki AB düzenlemeleri için de bir referandum yapmayı planlıyor. Göçmenler Rusya’nın siyasi bir silahı olarak görülüyor çünkü Rusya göçmenleri Belarus sınırına gönderiyor.

Tartışmalı öneri

Almanya’da Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin parlamento grubu Genel Sekreteri Thorsten Frei’in Temmuz ayı sonunda dile getirdiği bir öneri tartışmalara neden oldu. Frei AB içinde teorik olarak güvence altına alınan bireysel sığınma hakkının kaldırılmasını ve bunun yerine göç kotasının getirilmesini önerdi. Frei, var olan sistemin adil olmadığını ve sadece refah içindeki insanlar ya da güçlü erkeklerin karmaşık olan AB’ye geliş sürecinin üstesinden gelebileceğini belirtti. Yaşlılar, hastalar, kadınlar ve çocukların ise Sahra Çölü’nü geçerek teknelere binip Avrupa’ya gelebilme şansının düşük olduğunu söyledi.

Mültecilere yardım kuruluşları AB’nin izlediği politikanın, AB’ye iltica başvurusu sadece AB toprakları içinde yapılabileceği için buraya gelişleri zorlaştırmaya hizmet ettiğine işaret ediyor. AB’ye gelmeyi başaran genellikle Avrupa’da kalabiliyor, hem de iltica başvurusu reddedilmesine rağmen. Sığınmacıların geldikleri ülkelere sınır dışı edilmeleri istisnai olarak uygulanıyor. Avrupa’ya gelebilen Suriye ve Afgan sığınmacıların yüzde 90’ının iltica başvurusu kabul ediliyor. Pakistan, Türkiye gibi ülkelerden gelenlerde ise durum tam tersine. Türkiye ve Pakistan’dan gelenlerin yaptığı iltica başvurularının yüzde 75’i reddediliyor. Ancak reddedilmesi bu kişilerin otomatik olarak geldikleri ülkelere gönderilmesi anlamına da gelmiyor. 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir